Hicretin Mucizeleri
Peygamber Efendimiz'in (asm) hicret hadisesi pek çok
mucizeler eşliğinde gerçekleşmiştir...
Hicret yeri Medine, hicretten önce Peygamberimiz'e (asm)
gaybî olarak gösterildiBuhâri, Hz. Aişe´den (ra) şu haberi nakletmiştir:
“Peygamberimiz (asm), Müslümanlara “Sizin hicret edeceğiniz
yer bana gösterildi. Orası, toprağı tuzlu ve hurmalık bir yerdir.” buyurdu.
Peygamberimizin bu sözünden sonra Medine´ye hicret başladı. Derken Ebu Bekir de
hicrete hazırlandı. Peygamber Efendimiz (asm) ona; "Ağır ol bakalım!
Yakında bana da hicret izni çıkacağını ummaktayım." buyurdu.”
Müşriklerin aldıkları öldürme kararı, Peygamberimiz'e (asm)
bildirildiBeyhakî, îbni Abbas´tan (ra) rivayet eder:
“Kureyş ileri gelenleri, Darün-Nedve denilen yerde toplandı.
Peygamberimiz'in (asm) öldürülmesi kararında ittifaka vardı. Cibril gelip
durumu Hz. Peygamber’e (asm) haber verdi. O gece şimdiye kadar yatmakta olduğu
yatağında yatmamasını emretti. Peygamber Efendimiz’e (asm) Mekke´yi terk etmesi
hususunda izin verdi.”
Peygamberimiz (asm) bir avuç toprağı yüzlerine serperek, iki
yüz kadar katilin arasından görünmeden çıkıp gittiBu hususta îbni Sa´d´in de
(ra) bir haberi var: İbni Abbas (ra), Ali (ra), Aişe (ra), Süraka bin Caşüm
(ra) ve Aişe binti Kudame´den (ra)... Şöyle demişler:
“Peygamber Efendimiz hicret etmek için evinden çıktığı
zaman, kiralık adamlar kapının önünde oturuyorlardı. Yerden bir avuç toprak
alıp onların başlarına saçtı ve bu sırada Yasin suresinin baş tarafındaki
ayetleri okudu. Sonra yoluna devam etti. Birisi kapının önünde bekleyenlere:
"Burada niçin bekleşiyorsunuz?" dedi. Onlar da: "Muhammed´in
çıkmasını bekliyoruz." Dediler. O da: "Vallahi Muhammed çoktan çıkıp
yanınızdan geçerek gitti." dedi. Adamlar; "Vallahi biz
görmedik." dediler. Bu sırada her biri başlarındaki toprağı silkelemekle
meşgul idi. Resulullah ise çoktan gitmişti…”
Allah (cc) bir örümcek ağıyla, müşriklerden Resulünü
gizledi“..Yanında Ebu Bekir de bulunduğu halde Sevr Dağı’ndaki mağaraya
girdiler. Onlar içeri girdikten sonra hemen bir örümcek, ağını üst üste örüp
mağaranın ağzını kapattı. Kureyş, çok sıkı bir arama yapıyordu. Nihayet mağaranın
kapısı önüne kadar geldiler. İçlerinden bazısı dedi ki: "Vallahi mağaranın
kapısına örümcek ağını öyle bir örmüş ki; bu örümcek, Muhammed doğmadan burada
imiş." Onun bu sözü üzerine hepsi orayı terk etti.”
Mağaranın kapısında bir ağaç bitti ve güvercinler yuva
yaptıİbni Sad, îbni Merduye, Beyhakî ve Ebu Nuaym; Ebu Mus´ab el-Mekki´den
şöyle rivayet ederler: "Ben Enes bin Malik´e, Zeyd bin Erkam´a, Mugira bin
Şube´ye yetiştim ve onların şu şekilde konuştuklarını duydum:
"Peygamberimiz ve arkadaşı mağarada saklanırken,
Allah´ın emriyle mağaranın kapısında bir ağaç bitmiş ve onları örtmüş. Yine
Allah’ın emriyle örümcek ağını örmüş ve onları gizlemiş. Yine Allah´ın emriyle
iki vahşi güvercin gelip mağaranın ağzında durmuş. Kureyş gençleri de aramayı
şiddetle sürdürüp bütün silahlarını kuşanmış vaziyette mağaranın yakınına kadar
gelmişler; o kadar ki mağaraya kırk adım yaklaştıklarında içlerinden birini,
mağaraya girip kontrol etmesi için göndermişler. Bu genç, mağaranın kapısına
geldiğinde içeri girmeden dönmüş. İlerideki arkadaşları: "Niçin içeri
girmeden dönüyorsun?" diyerek ona bağırmışlar. O da şu karşılığı vermiş:
"Mağaranın ağzında iki güvercin bulunmakta, eğer içeride kimse olsaydı,
bunlar burada bulunmazdı." Hz. Peygamber, onların bu konuşmalarını duymuş.
Demek ki Allah (cc) bizi bu iki güvercin sayesinde düşmanlardan gizledi ve
onları def etti, diye düşünüp hamdetmiş. Ayrıca bu güvercinler için hayır duada
bulunmuş. Onlar da ehlileşip Harem´e uçmuşlar; biri dişi biri de erkek olduğu
için orada yumurtlayıp üremişler."
Peygamberimiz'in (asm) duasıyla, Hz. Ebu Bekir’in (ra)
içindeki telaş ve tasa yok olduMüşrikler, Efendimiz’in (asm) ve Hz. Ebu
Bekir’in (ra) hicret esnasında bulundukları mağaraya –biri eğilip de bir
bakıverse onları görecek kadar- yakınlaşmışlardı. Hz. Ebu Bekir,
Peygamberimiz’e (asm) zarar verecekler endişesiyle çok telaş ve üzüntüye düştü.
Allah Resulü: “Üzülme! Allah (cc) bizimle beraberdir” dedi. “İki kişinin
üçüncüsü Allah (cc) olursa, sen akıbetin ne olacağını zannediyorsun;
yakalanacağımızı mı sanırsın?” buyurdu ve Hz. Ebu Bekir iç ferahlığına kavuştu.
Beyhakî, îbni Şihab (ra) ile Urve bin Zübeyr´den (ra) şu
haberi nakletmiştir:
“Kureyş, atlarına ve develerine binerek her tarafı şiddetle
kontrol edip Peygamberimiz'i arıyordu. Her tarafa haber salıp Peygamberimiz'in
ve Ebu Bekr’in dirisini veya ölüsünü getirenlere yüz deve vaadediyordu. Bir ara
Sevr Dağı’nın mağarasının kapısına kadar geldiler. Mağaranın üst tarafına da
çıktılar. Konuşmalarını Peygamber Efendimiz (asm) ve Ebu Bekir duyuyordu, Bu sırada
Ebu Bekir korkuya kapıldı. Varlığını büyük bir korku ve tasa kapladı. İşte bu
sırada Peygamber (asm) kendisine: "Korkma! Allah (cc)bizimle
beraberdir!" buyurdu. Ayrıca Peygamber Efendimiz (asm) dua buyurdular da
bunun üzerine Allah´tan büyük bir sekine indi, korku ve tasası zail oldu.”
Müşriklerden biri, mağaranın kapısına bakıyor olduğu halde
melekler Peygamberimiz'i (asm) ve Hz. Ebu Bekir’i ona göstermediEbu Nuaym, Esma
binti Ebu Bekir´den (ra) nakletmiştir:
“Ebu Bekr; mağaranın kapısına doğru dönmüş bir adam görür:
"Ya Resulullah! Bu adam bizi görecek" der ve endişe eder. Resulullah
da (asm) şu karşılığı verir: "Asla! Şu anda melekler onun gözünü kör
etmiştir." Çok geçmez, adam bulunduğu yere küçük abdestini yapmak için
oturur, Peygamberimiz de (asm) bunun üzerine der ki: "Gördün mü ya Eba
Bekir, eğer bu adam bizi görüyor olsa idi, bize karşı bu şekilde
yapmazdı."
İz süren Süraka’nın atı Peygamberimiz'in (asm) duasıyla
kumlara saplandı, yine Peygamberimiz'in (asm)duasıyla kurtuldu ve Süraka (ra)
Müslüman olduBuhari, Süraka’dan (ra) şöyle rivayet eder:
"Ben Peygamberi ve arkadaşını bulmak üzere peşlerine
takıldım. Onlara yaklaştığım zaman atım tökezledi ve ben kendimi yerde buldum.
Kalkıp tekrar bindim, bu sırada Resulullah’ın Kur´an okumakta olduğunu duydum.
Hiç dönüp de bakmıyordu. Ebu Bekir ise sık sık geri bakıyordu. Derken atım bir
kere daha tökezledi ve ben yere yuvarlandım. Baktım, atımın ön ayakları iyice
kuma gömülmüş. Ayaklarını çıkarmaya çalışıyor; fakat çıkaramıyor. Nihayet
doğrulabildi. Dizlerinden direklenen duman, sanki ta semalara yükseliyordu. Ben
peygambere nida edip eman istedim. Onlar durup beklediler. (Ben atıma atlayarak
onlara yaklaştım ve ondan eman aldım.) Çünkü başıma gelenlerden anlamıştım ki,
ben asla onlara bir şey yapamayacağım ve Resulullah’ın davası, pek yakında
iyice ortaya çıkacak ve kuvvetlenecektir."
Peygamberimiz (asm) hicretinde, zayıflıktan yürüyemeyen bir
koyunu mesh etti ve ondan herkes kanıncaya kadar süt içti. Koyun kıtlık
zamanında dahi her gün süt vermeye devam ettiBegavi, îbni Şahin, îbni Seken,
îbni Mende, Taberânî, sahihtir kaydıyla Hakim, Beyhaki ve Ebu Nuaym; Hizam bin
Hişam´dan (ra) şöyle nakleder:
“Peygamberimiz (asm)hicret maksadı ile Mekke´den çıktığı
zaman yanında Ebu Bekir ve Ebu Bekr’in azatlısı Amir bin Füheyre de vardı. Yol
kılavuzları ise Abdullah bin Uraykıd idi. Bunlar yolda giderlerken Ümmü
Mabed´in çadırı önüne geldiler. Ümmü Mabed, kahraman bir kadındı. Çadırının
yanı başında nöbet tutar, gerektiğinde de yedirir içirirdi. Peygamberimiz (asm)
kendisinden bir miktar et ve hurma satın almak istedi. O sırada onun yanında
bunlar yoktu. Peygamberimiz (asm), çadırın kenarında bağlı bulunan bir dişi
kuzu görür ve "Bu nedir, ey Ümmü Mabed?" der. O da: "Bu
zayıflığından dolayı yayılmaya gidemeyen bir kuzudur." der. Peygamberimiz
(asm) "Onu sağmama izin verir misin?" diye sorar. O da "Eğer
onda sağılacak süt görüyorsan sağ!" der.
Peygamberimiz (asm) bu kuzunun getirilmesini söyler.
Getirirler ve kendi eli ile onu sağar. Mübarek eliyle göğsünü mesh eder ve
besmele çeker. Bu kuzusu hakkında Ümmü Mabed´e de hayır ve bereketler niyaz
eder. Kuzu iki bacaklarını ayırır ve sütünü verir. Peygamberimiz (asm) derhal
kendisine on kişilik bir süt kabı verilmesini ister. Kap getirilir ve doluncaya
kadar ona süt sağar. Önce Ümmü Mabed´e verir o da kanıncaya kadar içer; sonra
ashabına verir, onlar da kanıncaya kadar içerler. Bu sütten en son içen
Peygamberimiz (asm)olmuştur. Sonra sırayla tekrar içerler ve kaptaki sütü
bitirirler. Daha sonra Peygamber Efendimiz (asm), bu kap doluncaya kadar ikinci
defa kuzuyu sağar. Bu sefer sütü, Ümmü Mabed´e mübarek kudümünün bereket
bakiyyesi olarak bırakır. İçtikleri sütün de bedelini ödeyerek oradan
ayrılırlar.”
îbni Sa´d ve Ebu Nuaym, Hizam bin Hişam´dan, o da babası
vasıtasıyla Ümmü Mabed´den (ra) nakleder:
“Peygamber Efendimiz’in mübarek eliyle göğsünü mesh ettiği
kuzu Hz. Ömer zamanındaki kıtlık zamanında da yanımızda idi. Ortalık kurumuştu.
Hiç bir yerde az veya çok hayvan yiyeceği diye bir şey yoktu. Fakat bu mübarek
kuzu, her günün sabahında ve akşamında süt vermeye devam etti.
Kaynak:
http://www.sorusorcevapbul.com - Hicret Mucizeleri”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder